1 Nisan sabahı gerçekten de şaka gibi başladı. Çünkü 1 Nisan yaklaşık 2 aydır büyük bir hevesle 5 arkadaşın beklediği büyük gündü.
Daha öncede birlikte tatil yaparak yepyeni bir kültürü birlikte keşfetmenin mutluluğunu yaşamış olmamızdan olsa gerek bu seyahat için de çok heveslendik.
İngiltere maceramız sonrası daha da mı birbirimize bağlandık derken Amsterdam dönüşü yolda farkettik ki evet, gerçekten de bu iki seyahat dostluğumuzu bir hayli pekiştirdi.
İngiltere seyahati ile birbirlerine alışmış olan 4 arkadaş Amsterdam seyahatinde aramıza dahil olan arkadaşımızın eşi, sevgili dostumuz eğlencemizin iki katına çıkmasına neden oldu :)
Amsterdamm'a varış itibari ile yapılan bot turu ile tüm kanallar ve şehrin güzellikleri ile tanıştık.
Gezmemize ve alışverişimize müsade ettiği için aramızdaki tek erkek olan arkadaşımızın eşine ve sabrına minnetar kaldık :)
Farklı bir ülkeye trenle geçecek olmanın verdiği heyecan ile 2.günün sabahı kahvaltıda buluştuk.Schiphol havaalanındaki tren istasyonundan alınan biletler ile masalımsı güzelliğe sahip Belçika-Brugge'e yolaldık.
Aktarma arası yediğimiz waffle'ı sanırım ömrümüz boyunca yediğimiz en güzel waffle olarak anacağız.
Brugee'e vardığımızda şahane yeşillik,rengareng binalar,kiliseler,muhteşem ev yapımı çikolatalar bizi karşıladı.
Kanal turu ile son derece romantik şehir olan Brugge her birimizi büyüledi.
Kilise ayini ve şehrin özelliklerini yansıtan hediye alışverişimiz ve Bitmek bilmeyen doğal güzelliklerde çektiğimiz fotoğraflarımız sonrasında muhteşem lazanyayı tatmak için Mozarthuys Cafesine girip yediğimiz lazanya,creme brulee ve efsane hot apple pie sonrasında yaşadığımıza ve orada hep birlikte olduğumuza bir kez daha şükrettim.
2,5 saat süren tren yolculuğumuz esnasında hepimiz ayrı koltuklarda yorgunluktan sızdık. Amsterdam'a vardığımızda yorgunluğumuz ile harmanlanan mutluluğumuz herbirimizin yüzündeki tebessüm ve bitmeyen kahkahalarımız ile kendini belli ediyordu.
Ve son tam günümüzün hüznü ile 3 Nisan sabahı Amsterdam Dam meydanı,Van Gogh Museum, Anne Frank'ın evinin ziyareti sonrası içimizi kaplayan hüznü gidermek adına Amsterdam sokakları kahkahalarımız ile şenlendi.
9 saattir yemek yemediğimizi farkettiğimizde açlıktan dayanamaz hale gelmiştik. Verdiğimiz hamburger siparişi ile gelen kocaman hamburger ve patates birkez daha neşemizi ve enerjimizi geri getirmiş oldu.
Tree sisters isimli barda içkilerimizi içtikten sonra 3 gün boyunca evimiz dediğimiz otelimize vardık. İç burukluğu ile toplanan bavul sonrası ertesi gün Amsterdam'a veda etmek üzere son kez otelimizde uyuduk.
4 Nisan sabahı kahvaltıda buluşmamız sonrası otelimizden ayrıldık. Free Shop heyecanımız ve fotoğraf çekimlerimiz sonunda ve işte döndük.
Hoşçakal Redlight, Dam Squere, Van Gogh ve Brugge...
Bitmiş olması hüzün versede bu imkana sahip olduğumuz için allaha şükrediyorum.Çok sevdiğim,eğlendiğim dostlarım ile bu seyahati yapabildiğimiz için herbirine ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum.
Birbirimizi hiç kırmayıp, her anımızı kahkahalarla geçirdiğimiz için, bu güzelliklere sahip olabilen nadir insanlardan olabildiğimiz için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Bu güzel arkadaşlığın,dostluğun ebediyen devam etmesini diliyorum.
Ve bir diğer dilek olarak tekrar hep birlikte farklı kültürler, ülkeler ve seyahatlerde bir arada olabilmemiz için dua ediyorum :)
Hayatımdaki bu dört özel insana varoldukları, yakınımda oldukları ve bunca güzellikte bir arada olabildiğimiz için bir kez daha kocaman teşekkürlerimi sunuyorum.
Sevgilerimle...
Sevim
6 Nisan 2010 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)